Bazı Canlıların Kesilen Uzuvları Nasıl Hareket Edebiliyor?

Solucanların, ikiye bölündüğünde iki ayrı canlı şeklinde hareket etmelerine dair birçok mit duyduk. Aramızda, çocukken sokakta bazı acımasız deneyler yapanlarımız da vardır. 

Biyoloji dersinden kaçtıysanız salyangozlar ve solucanlar gibi bazı canlıların uzuvları koptuğunda hareket etmeye nasıl devam ettiklerini ve kopan uzuvlarından gerçekten de yeni bireyler oluşup oluşmadığını sizin için anlatacağız. 

Rejenerasyon yetenekleri 500 milyon yıldan daha eski dönemlerde evrimleşti.

Evrimsel açıdan bakıldığında, yenilenme yeteneklerinin ilk olarak 500 milyon yıldan daha uzun bir süre önce Kambriyen Dönemi’nden bile eski dönemde evrimleştiği düşünülüyor. Peki bu yenilenme süreci nasıl gerçekleşiyor?

Hücreler, yaralı bölgeye doğru göç ediyor.

Bir uzuv, rejenerasyon yeteneğine sahipse, ampütasyondan hemen sonra o bölgeye göç eden hücreler birleşerek “blastema” adında bir damla oluştururlar. Bu damlanın hücreleri, kas/kıkırdak şeklinde farklılaşmaya başlarlar ve yeni dokulara dönüşürler.

Yenilenme süreci, yenilenen kısmın tüm yapıları farklılaşana kadar devam eder. Zamanla büyüyen hücreler eksiksiz, düzgün bir uzuv hâlini alırlar ve sonunda tükenirler. Gelişim süresi ise canlıdan canlıya değişiklik gösterebilir.

Solucanlar bölündüğünde gerçekten de 2 parçası da ayrı ayrı hareket edebilir mi?

Biz baktığımızda ayırt edemesek de solucanların bir başı ve bir kuyruğu vardır. Bir solucanın başı her zaman, hayvanı çevreleyen, “klitellum” adı verilen şişmiş şeride en yakın uçta bulunur.

Yani aslında, bir solucan ikiye bölünürse iki yeni solucan oluşmaz. Solucanın başı, klitellumun arkasından kesilirse hayatta kalabilir ve kuyruğunu yeniden oluşturabilir. Ancak solucanın orijinal kuyruğu yeni bir baş oluşturamaz. Hatta solucanlar avcılarından kurtulmak için kuyruklarını bırakıp kaçabilirler.

Aksolotlların rejenere yetenekleri o kadar gelişmiş ki birkaç saat içinde yarayı kapatabiliyorlar!

Bir semender türü olan sevimli aksolotlların bir uzvu kesildiğinde yalnızca birkaç saat içinde oradaki yarayı kapatabilecek kadar hızlı bir rejenerasyon yeteneğine sahiptirler. Hatta beyinlerini herhangi bir yara izi olmadan yeniden oluşturabilirler!

Psikopat sümüklü böcekler, olayı iyice ileri seviyeye taşıyor!

İki deniz sümüklü böceği türü, kendini kesip hareket etmeyi ileri seviyeye taşıyarak araştırmacıları şoke etmişti. Kendi başlarını keserek “kafalarına göre” hareket edebiliyorlardı.

Hatta, ana vücut organları da dahil olmak üzere kafaları dışında her şeyi fırlatabildikleri keşfedildi.  Araştırmaya göre, hayvanların boyunlarında “önceden belirlenmiş bir kırılma düzlemi gibi görünen” oluklar vardı.

Üç haftada eski görünümlerine kavuştular.

Salyangozların boyunlarının etrafına bir naylon ipliği nazikçe bağladıklarında hayvanların üçte birinin kafası harika bir şekilde hareket etmeye devam ediyordu.

Bir gün içinde yaralarının iyileşmesinin yanı sıra yedi gün içinde, baştan aşağı gelişen yeni bedenlerde kalp ve diğer hayati organlar yeniden büyüdü. Üç hafta içinde ise vücutları tamamen eski hâline döndü. Araştırmanın raporunda, “Kalp ve diğer önemli organlar olmadan kafanın nasıl hayatta kalabildiği belirsiz” olarak not düşüldü.

Kaynaklar: Science Daily, Live Science, Mentalfloss, Elife Sciences, Vedantu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir